Sıkça gelen soruların hızlı ve net yanıtlarını içerir, böylece ziyaretçileriniz kolayca bilgilere erişebilir ve ihtiyaçlarına cevap bulabilir.
Arabuluculuğa götürülebilecek uyuşmazlıklar iki ana kategoriye ayrılır: zorunlu (dava şartı) arabuluculuk kapsamındaki uyuşmazlıklar ve ihtiyari (gönüllü) arabuluculukla çözülebilecek uyuşmazlıklar.
İhtiyari arabuluculuk devam ederken, uyuşmazlıkla ilgili dava açma süresi (örneğin zamanaşımı veya hak düşürücü süre) işlemeye devam eder.Bu nedenle, dava açma süresi dolmadan arabuluculuk süreci tamamlanmazsa hak kaybı yaşanabilir. Taraflardan birinin başvurusu üzerine; “uyuşmazlığın ihtiyari arabuluculuk yolu ile çözümlenebilmesi için arabulucu aracılığı ile iletilen ihtiyari arabuluculuk faaliyetine davetin”; diğer taraf/taraflarca otuz gün içerisinde kabul edilmesi gerekmektedir. Süreç, taraflar anlaşıncaya kadar veya taraflardan biri çekilinceye kadar devam edebilir.
Taraflar anlaşırsa ücret, taraflar arasında serbestçe belirlenebilir. Arabulucu, makul bir ücret talep edebilir; ancak bu ücret, genellikle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne veya Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi'ne uygun olur. Ücreti genellikle taraflar eşit olarak öder, ancak taraflar başka şekilde de anlaşabilir (örneğin bir taraf tamamını ödemeyi kabul edebilir). Taraflar anlaşamazsa İlk 2 saatlik görüşme ücretsizdir, bu ücret Adalet Bakanlığı tarafından karşılanır, 2 saatin aşılması hâlinde, aşan kısım için ücret ödenir. Bu durumda ücreti taraflar eşit şekilde öder (aksine anlaşma yoksa). Arabulucu, asgari ücret tarifesine göre saatlik ücret talep eder.
İhtiyari arabuluculuk süreci, tarafların anlaşması ile sonuçlanırsa Arabuluculuk anlaşma belgesi düzenlenir. Bu belge taraflar ve arabulucu tarafından imzalanır. Taraflar, anlaşmaya uymak zorundadır.Eğer belge mahkeme onayından geçirilirse, ilam (mahkeme kararı) hükmünde olur. Bu durumda icra edilebilir hâle gelir. Mahkemeye gitmeye gerek kalmaz, uyuşmazlık daha az masrafla ve daha kısa sürede tamamen sona ermiş olur.Taraflar anlaşamaz ise taraflar isterse daha sonra dava açabilir veya daha sonra yine arabuluculuğa başvurabilir.
Kanunlarda icra edilebilirlik şerhi alınmasının zorunlu kılındığı haller hariç, taraflar ve avukatları ile arabulucunun, ticari uyuşmazlıklar bakımından ise avukatlar ile arabulucunun birlikte imzaladıkları anlaşma belgesi, icra edilebilirlik şerhi aranmaksızın ilam niteliğinde belge sayılır.
Arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaştıkları, anlaşamadıkları veya arabuluculuk faaliyetinin nasıl sonuçlandığı bir tutanak ile belgelendirilir.
İhtiyari arabuluculuk, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği (yani karşılıklı anlaşmayla çözüme kavuşturabileceği) hukuki uyuşmazlıklar için geçerlidir. Zorunlu olmadığı için, taraflar isterse neredeyse her türlü özel hukuk uyuşmazlığını dava öncesinde ve hatta dava sırasında dahi arabulucuya götürebilirler.
Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.
İş hukuku , Kira , ortaklığın giderilmesine (izaleyi şuyu), Kat Mülkiyeti , Komşu hakkı, Tüketici işlemleri, Ticari işler dava şartı olup Arabuluculuğa götürülmeden doğrudan dava açılırsa dava usulden reddedilir.
Avukat olabilmek için öncelikle hukuk fakültesi adalet bölümü mezunu olunmalı, akabinde avukatlık stajı yapmalı ve son olarak baroya kayıt olmalıdır. Avukatlık ruhsatnamesi olmayanlar avukatlık görevi yapamazlar.
İhtiyari arabuluculuk, tarafların kendi istekleriyle (ihtiyarî olarak) başvurduğu, zorunlu olmayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Taraflar arasında ortaya çıkan bir uyuşmazlık için mahkemeye gitmeden önce ya da dava sırasında, karşılıklı rızaya dayalı olarak arabuluculuk yoluna başvurmaları durumudur
Ülkemizdeki dava ve işlemlerde avukat tutma zorunluluğu yoktur. Kişiler kendileri tüm işlemleri yapabilirler. Ancak yanlış yapılan bazı işlemlerde önemli hak kayıpları oluşabileceğinden avukat yardımı almakta fayda vardır.
Avukatlar, kurum avukatı, serbest avukat ve çalışan avukat olarak üçe ayrılabilir. Kurum avukatları devlet memuru statüsünde yalnızca o kurumun işlerini yürüten avukatlardır. Serbest avukatların kendi büroları bulunur ve serbest çalışırlar. Çalışan avukatlar ise bir avukat yanında çalışır ve duruma göre kendi serbest işlerini alabilir.
Avukatlar bulundukları kurumda veya kendi bürolarında çalışırlar. İşleri gereği çoğu zaman adliyede bulunsalar da adliyede bir odası veya makamı yoktur. Sadece belli işler için adliyede bulunur.
Hakim ve Savcılık ile Avukatlık arasında bir ast-üst ilişkisi yoktur. Savcı ve Avukat yargılamada eşit haklara sahiptir. Hakim ise bir üst ilişkisi olmaksızın yargılamada kararı verendir. Hakim, Savcı ve Avukatların tümü hukuk fakültesi mezunudur.
Devlet avukatları sadece kurumlarını ilgilendiren davalara bakabilir. Serbest çalışan bir avukat ise istediği her davaya bakabilir. Ancak, genellikle uzmanlık alanları çok fazla olduğu için bir çok avukat belli başlı konularda uzmanlaştığından diğer konularda dava almayabilmektedir.
Avukatlar her işi almak zorunda değildir. Bu anlamda işi almak avukatın isteğine bağlıdır. Bunun yanında belli koşullarda işi reddetme yükümlülüğü de mevcuttur.